“Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir”
TREDER Başkanı Seyit Arslan: “Türk treyler sektörü rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir” dedi.
Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER) ile Ağır Ticari Araçlar Derneği’nin (TAİD) işbirliğiyle gerçekleştirilen “Ağır Vasıta, Treyler Zirvesi” sektörü 8. defa buluşturdu. Crowne Plaza Asia’da "Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” ana temasıyla yapılan Zirve’nin açılışında konuşan TREDER Başkanı Seyit Arslan şunları söyledi: “Bugün burada yalnızca bir zirve yapmak için bulunmuyoruz. Bugün, Türk treyler ve üstyapı sektörünün geleceğine yön vermek için bir aradayız.
2013 yılında atılan bu tohum, bugün sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri haline geldi. Bu bayrağı bugüne kadar taşıyan bütün başkanlarımıza, yönetim kurullarımıza ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Biz bugün devraldığımız bayrağı sadece korumakla değil, daha yükseğe dikmekle sorumluyuz.
Çünkü artık mesele yalnızca üretmek değildir. Artık mesele yalnızca satmak değildir. Artık mesele yalnızca iç pazarda güçlü olmak değildir.
Asıl mesele şudur: Dünyanın neresinde bir treyler konuşuluyorsa, orada Türk mühendisliğinin, Türk sanayisinin ve Türk üreticisinin adı saygıyla anılacak mı?
Bugün Türkiye, Avrupa’nın en büyük treyler pazarı haline gelmiştir. Üretim gücümüzle Almanya’nın hemen ardından dünya liginde söz sahibi bir konumdayız. Ürünlerimiz artık sadece yakın coğrafyalarda değil; kıtalarda, limanlarda, otoyollarda, madenlerde ve lojistik merkezlerinde dünyanın yükünü taşımaktadır.
Fakat şunu açıkça söylemek isterim: Bulunduğumuz yer kıymetlidir; ama varacağımız yer burası değildir.
Dünya durmuyor. Avrupa kalite standardını yükseltiyor.
Çin maliyet avantajıyla pazarlara yükleniyor. Amerika lojistik teknolojilerini yeniden tanımlıyor. Küresel markalar artık yalnızca ürün değil; veri, yazılım, servis ağı, inansman modeli ve marka güveni satıyor.
Biz de kendimize şu soruyu sormalıyız: Sadece treyler mi üreteceğiz, yoksa dünyanın taşıma sistemlerine yön veren bir ülke mi olacağız?
Benim cevabım nettir: Biz bu sektörde takip eden değil, takip edilen ülke olmak zorundayız.
Bunun yolu üç temel güçten geçiyor: Kalite, teknoloji ve karakter.
Kalite olmadan dünya markası olunmaz. Teknoloji olmadan gelecek yakalanmaz. Karakter olmadan kalıcı başarı kurulmaz.
Bu sektör demirin, kaynağın, boyanın, dingilin, sacın içinden doğdu. İlk kuşaklarımız yoklukta üretmeyi öğrendi; zor şartlarda ayakta kalmayı başardı. Fabrikalarımızın temelinde onların alın teri, ustalığı ve cesareti vardır.
Fakat bugün yeni bir dönemin eşiğindeyiz.
Artık sadece sağlam şase yapmak, güçlü damper üretmek, uygun fiyat vermek yetmez. Bugün hafiflik, yakıt verimliliği, karbon ayak izi, dijital takip sistemleri, sensörler, bağlantılı araçlar ve elektrikli çekicilerle uyumlu treyler mimarileri konuşuluyor.
Dünya bize şunu söylüyor:
Daha akıllı üret.
Daha temiz üret.
Daha hafif üret.
Daha güvenli üret.
Daha izlenebilir üret.
Rekabet artık sadece fiyat rekabeti değildir.
Rekabet; akıl rekabetidir.
Mühendislik rekabetidir.
Marka rekabetidir.
Servis rekabetidir.
İtibar rekabetidir.
Ben inanıyorum ki Türk treyler sektörü bu rekabetin dışında kalacak bir sektör değildir. Tam tersine, bu rekabetin merkezinde olacak güce sahiptir.
Yeter ki birbirimizi yalnızca rakip olarak değil, aynı ülkenin sanayi neferleri olarak görelim.
Elbette pazarda yarışacağız.
Elbette müşteri için mücadele edeceğiz.
Ama dünya arenasına çıktığımızda hepimizin soyadı aynıdır: Türkiye.
Bu yüzden kalite algımızı birlikte yükseltmek, yan sanayimizi birlikte güçlendirmek, tedarik zincirimizi disipline etmek ve ihracat pazarlarında Türk malına duyulan güveni büyütmek zorundayız.
Çünkü birimizin yaptığı hata bazen hepimizin markasına yazılır.
Birimizin başarısı ise hepimizin önünü açar.
Her yıl dile getirdiğimiz 1 milyar dolarlık ihracat hedefi sadece bir rakam değildir. Bu hedef, bir iddianın ifadesidir.
Bu hedef şunu söyler:
Biz bu alanda dünyanın kenarında duran bir sektör değiliz.
Biz masadayız.
Biz oyundayız.
Biz söz sahibiyiz.
Ama artık hedefimizi daha da büyütmeliyiz.
Asıl mesele daha çok satmak kadar, daha değerli satmaktır. Asıl hedef, müşterinin satın alma kararında “Türk malı mı?” diye tereddüt etmemesi; tam tersine “Türk malıysa güvenilirdir” demesidir.
Kıymetli Meslektaşlarım,
Zorluklarımız var. Dünyada savaşlar, enerji maliyetleri, finansmana erişim sorunları, kur baskısı, ham madde dalgalanmaları ve sertleşen regülasyonlar var.
Ama unutmayalım:
Zor zamanlar, güçlü sektörlerin doğduğu zamanlardır.
Kırkpınar’da er meydanına çıkan pehlivan, çimin kayganlığından şikâyet etmez. Rakibin gücünden korkmaz. Seyircinin sesinden ürkmez. Çünkü bilir ki er meydanı bahaneyi değil, cesareti kabul eder.
Sanayinin de bir er meydanı vardır.
Fabrika sahası bir er meydanıdır.
İhracat pazarı bir er meydanıdır.
Kalite denetimi bir er meydanıdır.
Dünya rekabeti bir er meydanıdır.
Bugün Türk treyler sektörü işte bu er meydanındadır.
Buradan genç meslektaşlarıma özellikle sesleniyorum:
Sizler yalnızca büyüklerinizin kurduğu fabrikaları devralan nesil olmayacaksınız. Sizler bu fabrikaları dijitalleştiren, markalaştıran, dünyaya açan, veriyle yöneten ve sürdürülebilirlik vizyonuyla büyüten nesil olacaksınız.
Sizden beklentimiz mevcut işi sürdürmeniz değil; daha cesur düşünmeniz, daha büyük hedef koymanız ve teknolojiyi üretimin merkezine yerleştirmenizdir.
Bugün yapay zekâ üretim planlamasına giriyor. Dijital ikiz teknolojileri ürün geliştirmeyi değiştiriyor. Veri analitiği bakım süreçlerini dönüştürüyor. Karbon regülasyonları ihracatta yeni kriterler oluşturuyor.
Bu dönüşümü seyredenler kaybedecek.
Ayak uyduranlar ayakta kalacak.
Yön verenler ise geleceğin liderleri olacaktır.
Bizim yerimiz üçüncü gruptur.
Bu zirve, sektörün kendine ayna tuttuğu bir gün olmalıdır.
Kalitemiz nerede?
Marka değerimiz nerede?
Ar-Ge gücümüz nerede?
Servis ağımız nerede?
Yeni nesil teknolojilere hazırlığımız nerede?
Bu soruları sormaktan korkmamalıyız. Çünkü büyük sektörler kendini alkışlayarak değil, kendini sorgulayarak büyür.
Devletimizin desteğiyle, sanayicimizin cesaretiyle, tedarikçimizin kalitesiyle, mühendisimizin aklıyla ve çalışanımızın emeğiyle bu sektörü çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz.
Fakat bunun için günü kurtaran değil, geleceği kuran bir sektör olmalıyız.
Biz küçük düşünemeyiz.
Sıradan hedeflerle yetinemeyiz.
Sadece maliyet avantajıyla ayakta kalamayız.
Kaliteyle, teknolojiyle, tasarımla, güvenle ve marka itibarıyla dünyaya meydan okumalıyız.
Çünkü bu sektörün alın teri var.
Bu sektörün hafızası var.
Bu sektörün geleceği var.
En önemlisi, bu sektörün arkasında Türkiye var.
Gelin bu zirveden güçlü kararlarla çıkalım.
Kalite standardımızı yükseltelim.
Gençleri merkeze koyalım.
Teknolojiyi tercih değil, zorunluluk olarak görelim.
Türk treyler sektörünü yalnızca bugünün değil, yarının da lider sektörlerinden biri yapalım.
Yolumuz zor olabilir.
Rekabet sert olabilir.
Dünya acımasız olabilir.
Ama biz er meydanından kaçanların değil, meydana çıkanların geleneğinden geliyoruz.
Bu inançla zirvemizin sektörümüze, ülkemize ve geleceğimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Zirvemiz hayırlı olsun.
Yolumuz açık olsun.
Türk treyler sektörünün er meydanı, dünya pazarı olsun."




